Meltem Yaman
mfyaman@mail.turk.net
Pozitif Danışmanlık

Insan kaynağı, sermayesi vs...

İnsan kaynak mıdır, sermaye midir, nedir? Kimileri bu kavramlar üzerinde çok duruyor. Hatta kimileri ise birbirini yadırgayacak derecede önemsiyor.

İşletmedeki kaynaklar eskiden makine, malzeme, hammadde, insan ve para diye sıralanırdı. O zamanlar makineler ve üretim daha önemliydi. Çünkü kolay değildi. Sonradan üretim kolaylaşıp yaygınlaşınca pazarlama, o da iyi yapılıp para kazanılmaya başlanınca bunların yönetimi ile finans ön plana çıktı. Bu fonksiyonların hepsi de en iyi şekilde uygulandığı halde işletmelerin başarılarının birbiri ile aynı olmadığı, bu kez de farkı insanların yarattığı görüldü. Personel yönetimi, beşeri ilişkiler fonksiyonu, SSK bildirgeleri, bordrolar özlük işlerinden daha fazlasını içine alacak şekilde genişletildi. İnsan bir kaynaktır denildi. Sonra sermayedir denildi. Toplam kalitedeki diğer kavramlarla birlikte bu kavramlar da yerleşti. Şimdi nasıl kalite grupları, “kalite çemberleri” diye söylenip gidiyorsa “insan kaynakları” da böyle insanların belirli bir anlam verdiği kavram olarak kullanılıyor. Kaynak mıdır, sermaye midir, tartışmaları sürüp gidiyor.

Kavramlara önem veriyoruz ama içerik daha önemli. Ha sermaye, ha kaynak. Önemli olan ne ifade etmek istediğimiz, kelimenin içine hangi anlamı yüklediğimiz. Anlatılmak istenen insanlara değer verilmesi, eğitimi, saygı duyulması, makinenin değiştirilebilir dişlilerinden biri ya da tüketilip posası çıkarılıp atılacak modernize köleler olarak görülmemesi, vb.

İnsan denilen o yüce varlık, modern zamanların gelişiyle ekonomide makine, malzeme kadar, ancak o kadarcık değerde görülüyordu. Bu acımasız bakış şimdi yumuşatılmaya çalışılıyor. Olan biten bu... Daha önemli, çok daha önemli diye vurgularken; beyaz, ultra beyaz, beyazötesi derken olduğu gibi, insan kaynağı, insan sermayesi, düşünsel sermaye gibi kelimeler doğuyor.

Her zamanki gibi bütün bu kavramları ithal edip anlamaya, hazmetmeye, sindirmeye çalışıyoruz. İnsan çok yüce varlık. Ama savaşları, düşük kaliteli işleri, acımasızlığı, haksızlığı yapan da insan. Burada tıpkı bir filmin adı gibi “Tanrı’nın Eseri ve Şeytan’ın Parçası” aynı anda karşımıza çıkıyor. Personel yönetiminden de önce insan kaynakları ile ilgilenen departmanın adı Beşeri İlişkiler, hatta Beşeri Münasebetler gibi birşeylerdi. Beşer adı eskidi, atıldı. Şimdi insan diyoruz, insanı, insanlığı arıyoruz. Beşerden söz ederken bu kadar ulvi amaçlarımız yoktu. Bir kere “Beşer kesin şaşardı”. Çünkü beşer kelimesinin anlamı çok ilginç bir bilgiyi içeriyor. Beşer insan derisinin dış yüzeyi demek.

Hepimizin bildiği gibi her insan insanca davranmıyor. Beşer gibi davranıyor. Yani sadece görüntüde insan. İçerikte, anlamda, davranışta, bazen çakal, bazen domuz, bazen tilki, bazen yılan... İnsan olanla, insan görünümünde dolaşanı ayırmak zor ve insan olmayana da sen insan değilsin demek kaba olacağı için olsa gerek, hepsine beşer denip geçilirmiş. Havuçlarla, sopalarla, korkutmayla, motivasyonla yine insanlar yönetilirmiş. Bildiğiniz gibi davranış teorilerinin de çoğu, hayvanlar üzerindeki deneylerle oluşturuldu.

Önceki yazılarda belirttiğimiz gibi, iş yaşamına zengin anlamlar yüklendi, yüklenmek durumunda kaldı. İş yaşamı bir okul oldu, bir iletişim ortamı, bir sosyal öğrenme ortamı oldu. Onca acımasızlığına rağmen bu yüzyılda insandan insan olması, beşerlikte kalmaması bekleniyor. İsim değişti, içerik de onu izleyecektir. Buna inanıyoruz.