Reklamverenlerin ünlü klişesi
“Reklam bütçemin yarısının boşa gittiğini biliyorum. Ama hangi
yarısı, bilmiyorum!”, eski ekonominin eski medyaları için geçerli
olabilir ancak yeni medya için geçerli değil. Internet reklamcılığı
teknolojilerinin sağladığı hedefleme ve ölçme becerileri, Internet
reklamlarının sadece tanımlanmış hedef kitleye yöneltilmesini, gösterilen
reklama ilginin ve bu ilginin ne oranda satışa dönüştüğünün ölçülmesini
sağlıyor. Bu da reklamveren ve reklamcılara başka hiçbir mecrada
sahip olmadıkları imkanları sağlıyor.
Internet, tüm dünyada bir reklam mecrası
olarak hızla büyüyor. Internet Reklamcılık Bürosu’nun
PricewaterhouseCoopers’a yaptırdığı araştırmaya göre Internet
reklam pazarı 1999 yılında yüzde 141 büyüyerek 4.6 milyar dolara
ulaştı. Yılın sadece son üç ayında, yaklaşık 1998’deki kadar
reklam geliri elde edildi. Yıl içerisinde yapılan tahminler 3.3
milyar dolar seviyesinde idi. Hızla büyüyen pazar, tahminlerin yüzde
40 aşılmasını sağladı. Daha çok tüketicinin daha çok zamanını
Internet’te geçirmesi, üstelik bunun için televizyona harcadıkları
zamanı azaltmaları, reklamverenleri Internet’i kullanmaya zorluyor.
Internet Reklamcılık Bürosu Başkanı’na göre artık reklamcılar
ve pazarlamacıların gündemindeki soru “Internet’e reklam verilir
mi?” değil “Bütçemin ne kadarını Internet reklamlarına ayırmalıyım?”
oldu.
Peki bu reklamları kimler, kimin için
veriyor? Bu reklamlar artık sadece bilgisayar meraklılarına
bilgisayar ürünleri sunmaktan çok uzaklaştı. 1999 yılındaki
reklamların yüzde 30’u tüketici malları, yüzde 19’u finansal
hizmetler, yüzde 19’u bilgisayar ürünleri, yüzde 7’si
profesyonel hizmetler, yüzde 6’sı yeni medya üzerine oldu.
İrili ufaklı dünya şirketleri
Internet’i bir reklam aracı olarak da kullanarak güçlerini artırmaya
devam ediyorlar. Peki ya siz? Sizin kuruluşunuz Internet üzerinden iş
yapmaya, yaptığınız işin Internet’te reklamını yapmaya başladı
mı? Başlamayı planladınız mı?