|
|
Haber bombardımanı altında, boğulduk malumata, dedikodu dersen gırla. Bilgi toplumu değil ama malumatfuruş olduk galiba. Vekiller, bakanlık pazarlığında. Uğur Mumcu cinayeti aydınlanıyor aynı anda. Velakin kimin umurunda. Bilgi Bakanlığı kurulması için iki bakanlık kapatılsın istiyor MHP'li vekiller. Bakanlık yerine banka isteyen aklıevveller. Bilgiyi, malumattan ayıramayan yeni yetme siyasiler. Aslolanın üretim olduğunu bilmeyen gafiller. Bilgi üretimi için ortak aklın devinmesini anlamayan sefiller. "Balıktan başka herşey suya kandı" der Mevlana. Bir bizim vekillerimiz kaldı, laf kalabalığıyla herşey hala yürür sandı. Tam yedi yıl Mumcu'nun katilleri kağıt üzerinde yakalandı. Ama ne gam. Seçmene selam. Dedikoduya devam. Sonunda mum dibine ışık verdi. Dile gelen göze de geldi. Dilin müşterisi kulak, ama yüreklerin kulakları sağır. İstediğin kadar bağır. Bilgisayar icat oldu, büyü bozuldu. Terörün disketleri yeni bir UMUT doğurdu. Bilgisayarlar onca bilgiyi soğurdu. Teknoloji, yedi yıllık bilmeceyi, yedi günde yoğurdu. Biz yine de üfleyerek yedik bir süre yoğurdu. İtiraf, taraf ya da laf doluydu her taraf. Silahların seri numaraları, C-4'lerin alamet-i farikaları, tetikte iz bırakan parmakları ve de terör üreten fabrikaları bir bir gösteren bilgisayarları görmek istedik. Kum kentinden kum değil ölüm üretiliyor. Vekiller, bilgi değil malumatla yetiniyor. Bilmiyorlar ki, bilgi iğneyle dipsiz kuyu kazmaktır. Malumatsa karpuzun kabuğunu yiyip içini çürük sanmaktır. Bilgi nedenini sorup yazmaktır; cehalet sebepsiz azmaktır. Eşgüdüm, taktik, strateji, bilginin işi. Laf ebeliği yapıp kendini kandırmamalı kişi. Ey bilgi; derinliklerine tüpsüz dalınmayan, hikmetine sual olunmayan, arşivi kağıttan, ilgisi bağıttan, sevgisi ağıttan, devletimin üstündeki şüpheyi kaldır. Ya sen gel, ya beni oraya aldır! |
|