Kemal Balcı
kbalci@tr-net.net.tr
Gazeteci-Yazar

Kahv@net

Artık her köşe başında rastlanıyor. Eskiden tek tük görülürdü. Şimdilerde en gözde buluşma yerleri haline geldi. Sigara dumanına boğulmuş izbe köşelerdeki benzerlerinden oldukça farklı. Adı da biraz değişik: Internet Cafe.

Sessizce çoğaldılar. Usulca sokuldular toplumsal yaşamın koynuna. Üstelik yerel de değil. Dünyanın her köşesinde boy gösteriyorlar. Tahran'dan Tasmanya'ya, Tonga'dan Londra'ya kadar yaygın bir dağılımları var. The Christian Science Monitor'da geçenlerde yayınlanan bir araştırmaya göre beş yıl önce sayıları 80 kadardı. Bugün sadece Seul'de 15 bini aştı sayıları.

Ankara'da saati yaklaşık 1.5 dolar. Güney Kore'nin başkenti Seul'de ise 2 dolar. Tahran'da bile saati 3 dolar. Mollaların 15 reformist gazeteyi birden kapattığı düşünülürse, dünya ile haberleşmek için çok yüksek bir bedel sayılmaz. Gerçi, Tahran'da Internet kahveler rejimin husumetini çekmemek için hayli dikkatli. İran’daki işletmeciler, porno sayfalar ile bazı ülkelerin web satfalarına (İsrail gibi) ulaşmayı engelliyor. Yine de Internet kahvelerde siyah çarşafa bürünmüş ev kadınlarını, öğrencilerle birlikte bilgisayar başında görmek mümkün.

İletişimin güçlükle sağlanabildiği bölgelerde de Internet kahveler büyük önem taşıyor. Örneğin Kosova bunlardan biri. Pristina'daki Birleşmiş Milletler askerleri, yakınlarıyla en ucuz ve en çabuk haberleşmeyi Internet kahvelerde bir saat için 3 dolara sağlıyorlar.

Internet kahvelerin saat ücreti Çin'de 40 cent dolayında. Bu dünyanın en kalabalık ülkesi için inanılmaz bir fırsat. Chendu'da bilgisayar başına geçip romantik yazışmalar yapıyor Çinliler. Tonga adası gibi dünyanın en uzak köşesinde ise İngiliz işadamları, Hollandalı ortaklarıyla Internet üzerinden ticari bağlantı kuruyorlar.

Londra'da ise Internet kahvelerde bir saat için 8 dolar gibi çok yüksek bir bedel ödemek gerekiyor. Yine de Internet kahvelerin dolup taştığı hatta e-cafe'lerden sonra şimdi de e-bar'ların açılmaya başlandığı gözleniyor. Tahran'dan Seul'e kadar her yerde ekranların aydınlattığı yüzler arasına karışabilmek için insanlar uzun kuyruklar oluşturuyorlar yeni toplanma merkezlerinde.

Eskiden birer okumaevi olan kıraathanelerin yerini malumat edinme evleri alıyor. Kahvehaneler yerlerini kahv@hanelere bırakıyor.

D@ğişim rüzgarı toplumları önüne katmış sürüklüyor. Acaba n@r@y@?