Akın Evren akine@interpro.com.tr

Bunca hukukumuz var…

Internet üzerinde iş yapma olanaklarının gelişmesine paralel olarak bilişimcilerde bir hukuk ilgisi başladı. Son günlerde ağdaki tartışma listelerinde bu ilginin yoğun izlerini görmek olası.

Mevcut yasaların gelişen teknolojilerle ortaya çıkan yeni sorunları çözmekte yetersiz kalacağını düşünen bilişimcilerle bunun zıttını düşünen hukukçular arasında ilginç sohbetler gerçekleşmekte.

Bilişimcilerin bu yoğunlaşan hukuk ilgisi özellikle son dönemde bilişim endüstrisini ilgilendiren birkaç yasa taslağının meclise iletilmesinden de kaynaklanıyor. Bilgi güvenliği ve telif hakları tüm sektörü yakından ilgilendiriyor. Her iki yasa tasarısında da kaygı verici yönler bulunduğunu uzun süredir yazmaktayız.

Bu yazının sınırlı alanı içinde sadece hukuku aceleye getirme çabalarından duyduğum kaygıyı vurgulamak istiyorum. Bir ülkenin hukuk sistemi uzun bir süreç içinde gelişir. Bu gelişme yalnızca ulusal olanla da sınırlı değildir. Uluslararası kurallar sisteminin de bir parçasıdır. Sistem içinde hiç öngörülmemiş bir durum yoktur. Varsa bile sistemin bunu nasıl çözeceği yine önceden belirlenmiştir.

Temel karışıklık, “adaletin tecellisi”nin geç ve güç olması nedeniyle sarsılmış hak ve adalet duyguları ile sistemin kendisini ayırt edememekten doğmaktadır. Ben bugüne dek bir yargı merciinin kendisine gelen bir dava konusunu “bu yüksek teknolojidir, aklım ermiyor” diye hükümsüz bıraktığını hiç duymadım.

En büyük tehlike kendi içinde tutarlı bir sistemin işleyişini çağın teknik olanakları ile hızlandırmak yerine, kötü hazırlanmış, art düşünceli yasa taslakları (bkz. Bilgi Güvenliği Yasa Taslağı) ile yargı denetiminin yerine bürokratik diktaları koymaya çalışmaktır.

Hukuk sistemimiz içinde Osmanlı İmparatorluğu döneminden gelen kanun, karar, tüzük, yönetmeliklere hala rastlamaktayız. Hukuk sisteminin güncelleşmesini yargı ve yürütmenin canlı işbirliği ve kamuoyu desteği sağlayacaktır. Girmeye can attığımız Avrupa Birliği kodeksi, dönüşümün temel yön belirleyicisi olacaktır.

Her alanda olduğu gibi bu alanda da lütfen uzmanlığa biraz saygı gösterelim. Programlardaki “bug”ları programcılar, yasalardaki hataları hukukçular temizlesinler.