|
|
Savaş çığırtkanlığı yapmak amaç değil ama sınırlarımıza dayanmış gerçeği görmezden gelemeyiz. Dünya, giderek yayılan bir savaşı yaşıyor. Bu yeni ile eskinin, klasik ekonomi ile yeni ekonominin savaşı. Türkiye bunun dışında değil. Bu savaş bizim ülkemizde de bizim koşullarımızla yaşanacak. Televizyon reklamlarındaki Internet, e-ticaret yoğunluğuna bakın. Birdenbire oldu. 21’inci yüzyıl için yapılan savaşın tarafları belli. Bir tarafta egemenliklerini devam ettirmek isteyen klasik ekonomi şirketleri, diğer tarafta yeni ekonomi koşullarında doğmuş yeni gelenler veya kendini adapte etmiş ve yenilemiş eskiler. Kazananların belirlenmesi için önümüzdeki 5-10 yılın geçmesi bekleniyor. Ama hareket etmenin zamanı şimdi - ya da hiç bir zaman. Değişik bir savaştan bahsediyoruz. Avantajlı olanlar, eskinin güçlüleri değil. Yeni başlayanlar veya adapte olanlar, önceden başlama avantajına sahipler. Yenilerin hareket yeteneği, küçük oldukları için daha fazla ve tüm güçlerini tek bir yere odaklıyorlar. Risk sermayesinin oluştuğu ülkelerde yeniler, gerekli fonlara erişmekte hiçbir güçlük çekmiyorlar. Bu ise eskilerin sermaye avantajını eşitliyor veya siliyor. Türkiye’nin bu eksiğini yakında çözeceğine inanmak istiyorum. Hepsinden önemlisi, noktakomların klasik ekonominin zayıflaması ile kaybedecekleri birşeyleri yok. Peki, yenilerin eskileri yenmesi değişmez bir kader mi? Kesinlikle hayır. Klasik şirketlerin yeni yeni karşılık vermeye başladığını unutmamak gerek. Yeni başlayanlar henüz tam bir direnç ve rekabet ile karşılaşmadılar. Klasikler, bilgi ve deneyim birikimlerini yeni ekonomiye aktarırlar, savaşın yeni koşullarını öğrenir ve uygularlarsa durum çok değişir. Diğer taraftan müşterilerinin yıllardan beri alışveriş ettiği klasik şirketlere olan güveni önemli bir avantaj. Bunun yeni ekonomide de sürdürülmesi mümkün. Özeti, her iki taraftan da kazanan ve kaybedenler olacak. Klasik şirketlerin adapte olamayanları ve yeni şirketlerin para kazanmasını öğrenemeyenleri kaybedenlerin başında yer alacak. |
|