|
|
|
|
| Internet dünyasının karanlık yönleri
İki hafta önce ‘Gold Rush To WWW’ başlıklı yazımda ‘dot.com’ mania’dan bahsetmiş; geniş bir kapsam içerisinde, öncelikle birikimi olmayan köşe yazarlarının ‘herşey Internet ve telekomünikasyon olacak’ dolduruşunun Nasdaq’taki suni yükselişin kanıt olarak kullanılarak iyice abartıldığını söylemiştik. Levent Kızıltan Ayrıca birdenbire teknolojinin nimetlerini keşfeden basınımızın önde gelen gazete ve dergilerinin ‘e-iş’ ‘e-ticaret’ ‘Internet’ … vs keşiflerinin arkasından hepsinin de ne hikmetse birer portal ve servis sağlayıcı kuruverdiklerini aktarmıştık. Gün geçmiyor ki bunların kurmuş oldukları, ‘birşeyport’, birşeyplatform’ vs gibi ‘yeni ekonomi şirketlerinin’ ‘nasıl da Türkiye’nin geleceğe yönelik en önemli kurumu olduğunun, en az 500 bin-1 milyon kayıtlı üye sayısına sahip olacağının, elektronik ticareti en başarılı şekilde yapacaklarının’ haberlerini okumuyor olalım… Sütun-santimleri nasılsa beylerin kendi malları, topluma karşı olan sorumluluğun hiç önemi yok, kendi çıkarları için varsın bizleri dolduruşa getirsinler…. Bu arada Internet ve beraberinde gelen değişikliklerden en fazla çıkar sağlamayı amaçlayan kuruluşlar arasında yatırım bankalarının da bulunduğunu hemen belirtelim. Bu firmalar da Nasdaq yükselişinin arkasından en kazançlı çıkan kuruluşlar arasına girdiler; ‘yükseltilmiş’ piyasa değerleri üzerinden yapılan her halka arz; danışmanlık, ortaklık görüşmeleri vs. gibi hizmetlerden alınan komisyonlardan, baz değerlerin yüksek tutulması nedeniyle inanılmaz paralar kazanıldı… Eski ekonominin temel öğeleri olan hammadde, insan kaynakları ve üretim arasındaki ilişkinin, insanlar bu temel ürünlere ihtiyaç duydukları müddetçe devam edeceğini; yeni ekonominin ise teknoloji ve klasik tedarik zincirleri arasındaki ilişkileri yeniden tanımladığını belirtelim ve yeni ekonomi değerlerinin eski ekonomi değerlerini ortadan kaldıramayacağını, bu iki yapının kardeş-kardeş yaşayacaklarını bir kez daha vurgulayalım… Teknoloji neyi değiştirmedi ki, tabii ki Internet de yaşamımızı değiştirecek, ama eski ekonomi ve değerlerinin tamamını yok etmeyecek. Şimdi de biraz gerçekler dünyasına dönelim. Başlangıçta sözünü ettiğim yazıyı 4 hafta önce hazırlamıştım, yani Nasdaq henüz düşüşe geçmemişti, dolayısıyla bazı şeyler gerçekleştikten sonra ahkam kesmiyorum… Son 4 haftada ise Nasdaq zirve noktasından neredeyse yüzde 35 civarında değer kaybederek 3 binler seviyesine kadar yaklaştı. ‘.com’ şirketlerden sadece spekülatif değerler üzerine kurulu olan ve gerçek getirileri (kar ve gelir büyümesi anlamında) olmayanlar hızla düşüş gösterdiler. Bu arada ‘.com’ şirketlerinin bir kısmının yatırımcıların sırtından nasıl para kazandığının en çarpıcı örnekleri yaşandı. Örneğin WorldOnline isimli Hollanda’da yerleşik bir servis sağlayıcının halka arzının arkasından hisse senedi değerleri yüzde 40’ın üzerinde değer kaybetti. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra şirketin tepe yöneticisinin (aynı zamanda çoğunluk hisse sahibi) bir kısım hisselerini, halka arzdan 2 ay önce, arz fiyatının neredeyse 6’da biri fiyatla ABD’de bir yatırım firmasına sattığı ve bu yatırım firmasının da hemen satışa geçerek çok ciddi bir kar realizasyonu yaparken, hisseleri arz fiyatıyla alanların mahkemeye başvurmakta olduğunu söyleyelim. Diğer yandan son aylar içerisinde önce Pegasus Research International sonra da Forrester Research tarafından yayınlanan raporlar .com şirketleri ile temel gerçekleri ortaya koyuverdi. İlk raporda örneğin CDnow gibi şirketlerin mevcut kaynakları tüketim hızına (ekonomistlerin ‘burn rate’ olarak adlandırdıkları kavram) dikkat çekilirken; ikinci raporda da zayıf finansal yapıların, aşırı rekabetin ve yatırımcıların gerçeklerin farkına vararak uzun dönemde gelir ve karlılık vaat eden şirketlere geçiş yapmaları nedeniyle .com’ların büyük bir kısmının 2001 yılının sonuna kadar faaliyet dışı kalacaklarına dikkat çekildi. Değerli okuyucular, sizlere Internet dünyasının karanlık yönlerini aktarmaya çalıştığım için üzgünüm ama ‘gold rush’ içerisinde bazı gerçekler kaynayıp gidiyordu. Anlatmaya çalıştığım şeylerin ‘tesadüf’ olmadığını da herhalde son günlerde yaşanan gerçekler gösterdi. İyi haftalar dileğiyle…. |
|