Avrasya’nın telekom üssü

Son GSM ihalesi ile birlikte Türkiye’nin telekomünikasyondaki yüzü ve bugün geldiği nokta somut bir şekilde gün yüzüne çıktı. Yıllardır eleştirilen, değeri her geçen gün küçülen Türk Telekom başta olmak üzere bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin büyümesi de dikkat çekici. Türkiye, coğrafi konumu, genç nüfusu ve gelişmekte olan pazar kimliğiyle bütün dünya tarafından yakından izleniyor. Herşey bir yana, ülkemizin telekomünikasyon alanında gösterdiği gelişme kıskanılacak boyutta. Turkcell’in kısa zamanda 23 milyar dolarlık bir şirket haline gelmesi, 3. GSM lisansının değerinin 2.525 milyar dolar olması, TT’nin değerinin 22.5 milyar dolara çıkması büyümenin boyutlarını ortaya koyarken Türkiye’nin, Avrasya’da telekom üssü haline gelmesini kolaylaştırıyor.

Haber Merkezi

IBS’in Türkiye bilişim pazarına ilişkin olarak yayınladığı raporda, Türkiye’nin dünyanın en önemli telekomünikasyon pazarlarından biri olduğu belirtildi. IBS ülkenin, Avrasya bölgesinin telekomünikasyon üssü olduğunu vurguladı. 1980’lerde yapılan altyapı yatırımlarının ülkeye sofistike bir telekomünikasyon altyapısı kazandırdığı belirtilirken, yeni teknolojilerin kullanılmasının Türkiye’ye dijital bir altyapı kazandırdığı kaydedildi.

1994-1998 yılları arasında sabit hat gelirlerinde yüzde 14, GSM gelirlerinde yüzde 240’lık bir artış olduğunu belirten rapor, bu durumun abone bazında Türkiye telekomünikasyon pazarını Avrupa’nın 4’üncü, dünyanın ise 11’inci büyük pazarı haline getirdiğinin altını çiziyor.

Türk telekomünikasyon şirketlerinin uluslararası başarısı da raporda konu ediliyor. Bu şirketler arasında Ericsson, Motorola, Nokia, Pakistan’da ortaklığı olan Aselsan, Özbekistan, Kazakistan ve Çin’de ortaklıkları olan Alcatel Teletaş, Azerbaycan, Kazakistan ve Nijerya’da üretim tesisleri bulunan Netaş, Asya, Türk Cumhuriyetleri, Doğu Avrupa ve K.K.T.C.’de operasyonları bulunan GSM operatörleri Turkcell ve Telsim bulunuyor.

Raporda altyapı alanında faaliyet gösteren Netaş’ın Türkiye telekomünikasyon altyapısının oluşmasında büyük rol oynadığının altı çiziliyor. Netaş gelirlerinin 2000 yılı itibariyle yüzde 15’lik bir büyüme kaydetmesinin beklendiğini belirten rapor, şirketin yeni GSM operatörlerinin altyapı çalışmalarında önemli bir rol üstlenebileceğini kaydediyor. Raporda yeni GSM operatörlerinin her birinin altyapı için en az 2 milyar dolarlık yatırım yapacağı belirtilmekte.

TT ile birlikte altyapı çalışmalarına devam eden Alcatel Teletaş da raporda yer alıyor. Alcatel Teletaş’ın sadece dünya çapında bir telekomünikasyon şirketi olduğunu belirten rapor, şirketin en önemli avantajlarından birinin 1998’de geliştirip üretime soktuğu yonga tasarım ve üretim teknolojisine sahip olması olduğunu bildiriyor.

TTdeki sıçrama

Rapor, TT’nin abone sayısının geçtiğimiz 5 yılda yüzde 55 oranında arttığını ve 2000 yılı penetrasyon oranının da son 10 yılın iki katı olarak, yüzde 28 oranında olduğunu belirtiyor. TT, bu oranın 2005 yılında yüzde 40 olacağını tahmin ediyor.

Uydu konusunda da bilgiler veren raporda TT’nin 3’üncü iletişim uydusu olan Turksat-2Anın, Fransa’da EURASIASAT tarafından yapıldığı belirtilirken, 35 milyon dolarlık bu projenin Türkiye’nin şu andaki ağır sistemini hızlandıracağı ve geliştireceği kaydediliyor. Ayrıca TT ile ilgili bu saptamalara yer veriliyor:

“Türk Telekom 1997 yılından itibaren telefon santrallarini dijitalleştirmeye başladı. Telefon santrallarında 1997 yılından 1998’e kadar yüzde 82.9 oranında dijitalleşme gerçekleşti. 1999 yılının sonunda TT’nin fiber optik şebekesi, 58 bin 656 kilometreydi. Bu yıl sonunda bu şebekenin 65 bin kilometreye çıkarılması planlanıyor.

Öte yandan 1999 sonu itibariyle, 730 bin evde kablolu televizyon bağlantısı bulunuyor. Bu bağlantı aynı zamanda Internet omurgasını, TURNET ve TTNET’i de idare ediyor.

Türkiye uluslararası kablo projelerinde önemli bir yatırımcı olarak görülüyor.

TT’nin kolları her yerde

Türkiye’nin birçok uluslararası kablo projesinde yatırımcı olduğu belirtilen raporda;

*112 km’lik TURCYOS-1‘in 565 Mbps hızıyla Türkiye’yi KKTC’ye bağlıyor

* Doğu Akdeniz Fiber-Optik Kablo Sistemi Türkiye, İtalya, Yunanistan ve İsrail’i birbirine bağlıyor. Türkiye yüzde 18 hisse ile bu sistemin ikinci en büyük hissedarı.

*SEA-ME-WE-2/3: denizaltı kablolar Marmaris’te sonlanıyor. 1999’da faaliyete geçen SEA-ME-WE3, WDM teknolojisi kullanan 39 bin km’lik SDH kablo ağı ile 35 ülkeyi bağlıyor. Yerel bir fiber optik kablo-TURMEOU-1-EMOS-1 ile SEA-ME-WE-2’yi bağlıyor.

*TBL: 1580km’lik trans-balkan yer altı bağlantısı-Türkiye, Bulgaristan, Makedonya ve Arnavutluk’u birbirine bağlıyor. Arnavutluk’tan İtalya’ya da denizaltı bağlantısı var. SDH teknolojisini kullanıyor ve hızı 622 Mbps.

*KAFOS, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Konseyinin 504 km’lik SDH fiber optik denizaltı kablo sistemi. Türkiye’yi Bulgaristan, Moldovya ve Romanya’ya bağlıyor.Hızı 622 Mbps. 23000 simultane sesli aramaya eşdeğer bir kapasiteye sahip.

*ITUR: 3500 km’lik PDH-tabanlı ağ, Türkiye ile İtalya. Ukrayna ve Rusya arasında bir joint-venture. 1996’dan bu yana 565 Mbps hızda çalışıyor.

*TAE: 27000 km’lik Trans Asya Avrupa Bağlantısı Şanghay ile Frankfurt arasında çalışıyor. Büyük ölçüde SDH teknolojisi ile çalışıyor.

*FLAG: Japonya’dan İngiltere’ye uzanan FLAG Türkiyenin kullandığı en son denizaltı fiber optik kablo.

*Keşan-Alexandroupolis: NATO’nun finanse ettiği bu kablo Türkiye’yi Yunanista’a bağlıyor. Hızı 622 Mbps.

bthaber@interpro.com.tr