Şeref Oğuz
serefoguz@turk.net

Bilgi Toplumu olamamak

Türkiye bilgi toplumuna geçişte ne gibi handikaplara sahip? Beyaz Nokta Vakfı’nın TÜBİTAK MAM’da düzenlediği arama konferansında bu soruya cevap aradık. Ve tplumun çeşitli kesimlerinden bir araya gelen insanlar, yeni kavram ile tanıştığımız fırsat ve tehditleri irdeledi.

2 Günlük çalışmanın sonucunda ortaya çıkan bildiri, çok önemli oktaların altını çiziyor. Bu bağlamda konferansın sonuçları, sektörü, kamuoyunu yakından ilgilendiriyor.

BUGÜN NASIL BİR TOPLUM OLMALIYDIK?

“Toplumda bilim egemenliği sağlansaydı, bugün ülkemizin görüntüsü nasıl olurdu?” sorusu üzerine geliştirilen 200’e yakın fikrin süzülmesi sonucu aşağıdaki 9 madde üzerinde görüş birliğine varıldı:

1. Toplum daha sorgulayıcı ve araştırıcı

2. Doğmalara daha az bağımlı olurdu.

3. Yasalar ve kurallar daha etkin uygulanırdı;

4. Doğal afetlerden bu derece zarar görmezdi;

5. Araştırma ve geliştirme (AR-GE) yaygın, etkili ve kazandırıcı olurdu;

6. Toplum, özgüveni gelişmiş, dışa bağımlılığı dengeli ve karşılıklı bağımlılığa çevirebilmiş olurdu;

7. Demokrat ve çeşitliliğe saygılı olurdu.

8. Toplumda kadının yeri daha yüksek olurdu,

9. Etkili ve verimli bir eğitim sistemi uygulanırdı.

BİLİM VE AKIL NİÇİN EGEMEN OLAMADI?

Katılımcılar, “Toplum yaşamının çeşitli kesimlerinde bilimin egemen ol(a)mayışının en önemli nedenleri nelerdir?” sorusu üzerine geliştirdikleri yüze yakın fikir üzerinde sürdürdükleri tartışmalar sonucunda ise şu nedenler üzerinde uzlaştılar:

Cumhuriyet’in devraldığı ve hala büyük ölçüde aşamadığımız, devlette katı hiyerarşik yapı, bireysel birikimi engelleyen mülkiyet yapısı, tarihteki önemli toplumsal dönüm noktalarının (Ronesans, Sanayi Devrimi, Bilgi Devrimi vb.) farkına varmamış olmak gibi Tarihsel Miraslar;

Değerler Sistemi içinde Akılcı (rasyonel) Düşünce’nin yer almayısı ve bu durumun yarattığı bağnazlık türleri:

Eğitim Sistemi’nin akılcı düşünceye dayalı ve yeteri yaygınlıkta olmaması

Üretimi temel almayan sosyo ekonomik yapı ile devletin stratejik gelişme aracı olarak kabul ettiği ve tüm kurumlarıyla benimsediği bir bilim analayışının bulunmayışı.