|
|
Son günlerde elektronik postalarda dolaşan bir mektup var. Ülkemizde görev yapan bir yabancı uzmanın kırık dökük bir Türkçeyle anlattığı izlenimleri. Uzmanlığa değer verilmemesine çok şaşıyor, boşa geçen uzun toplantılardan yakınıyor. En büyük şaşkınlığı da bizim neden bu denli “istikrar” diye telaşlandığımıza. Değişmesi gereken bu denli çok şey varken “aman herşey aynı kalsın” deyişimiz bu konuğumuzu türlü düşüncelere sevkediyor.Uzak Asya’dan ağır ağır gelip bulduğu her su başına telaşsızca uzanan bir göç katarının ağır devinimi genlerimizi etkilemiş olmalı. Çoğunlukla bireysel çabaya ve küçük aile işletmelerine dayanan tarımsal üretim kendi insanını bin yılda yarattı. Son iki yüz yılda, dışsal dinamiklerle gerçekleşen sanayi üretimine indeksli yeni insan tipi, bir azınlık olmaktan öteye geçemedi. Bu nedenle, mevcut egemen ideoloji hiç bir dönemde, endüstri toplumlarının ideolojisi olamadı. Saat farklarının kapatılması çabaları, değişimi benimsemiş kadrolarla değişmek istemeyen kitleler arasındaki fay kırıklarını genişletti. Son elli yılda restorasyon çabalarına karşı çok açık ortaya çıkan tepkiler bu kez karşı tepkileri doğurdu. Bizim bu sıkıntıları çözmek için bilinenlerin ve denenenlerin dışında çözümler arayışımız hem yolumuzu uzattı hem de değişimin maliyetlerini yükseltti. Yabancı uzmanı şaşırtan “enflasyonu düşürmek isterken fiyatları artırma” çelişkisi de işte bu, geçmişle gelecek arasındaki sıkışmışlığın göstergelerinden birisi. Gideri gelirinden fazla bir işletmenin, kredi olanaklarını da bitirince batmaktan başka yolu olmadığını biliyoruz ama bilmek istemiyoruz. Bu nedenle “önce inkar, sonra isyan ve sonunda iman” çevriminin sonsuzunda takılıveriyoruz. Geometride kral çocukları için kısa bir yol olmadığını, bir bilim ustası bu coğrafyanın bir deniz kıyısında söylemişti. Teknolojiler üretimi hızlandırabiliyorlar. Ne var ki, iş modellerinin ve yaşam biçimlerinin değişmesi için gönüllü bir ikna ve geri beslemeye dayanan etkileşimli eğitim sürecine gereksinim var. Bunun için de önce öğretmenleri eğitmek ve değişim için eğitim seferberliğini başlatmak gerekiyor. Değişim, değişim isteğinin değişim korkusuna baskın çıktığı noktada başlar.
|