Merhaba dostum,

Dostluğun kolları onu dünyanın bir ucundan saracak kadar uzundur demiş bir yazar. Ya da ben öyle hatırlıyorum. Seni sevgiyle kucaklıyorum. Bu ani sevgi gösterisi de nereden çıktı deme sakın. Ulusal Dostluk Haftası’nı kutladık ya!..

Kimbilir kaç haftadır dolaşan bir e-posta var, sonunda bana da geldi. Ulusal Dostluk Haftası nedeniyle yazılmış. Her şey bir yana içinde çok hoşuma giden bir yazı vardı. Seninle paylaşmak istedim.

Yazının başlığı "Carpe diem" yani günü, anı ya da zamanı yakalamak.

"Farz edin ki her sabah hesabınıza 86.400 Amerikan Doları kredi veren bir bankanız var, ama bir günden diğerine hiç bakiye devretmiyor. Tutarı ne olursa olsun, kullanmadığınız bakiye miktarı her akşam iptal ediliyor. Böyle bir durumda ne yapardınız? Tabii ki son kuruşuna kadar çekerdiniz! Aslında, hepimizin böyle bir bankası var. Adı ZAMAN.

Her sabah ise, iyi şeylere yatırım yapmadığınız kısmını silip, hesabınıza zarar kaydediyor. Hiç devretmiyor. Kredi miktarından bir kuruş fazla kullandırmıyor. Her gün size yeni bir hesap açıyor. Her akşam günün bakiyesini yakıyor. Eğer günlük depozitolarınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir. Geriye dönüş yok. Yarından avans çekmek yok. Bugünü, bugünkü depozitonuzla yaşamalısınız.

Ona yatırım yapın ki, size sağlık, mutluluk ve başarı olarak geri dönsün. Zaman akıp gidiyor gününüzü gün etmeye bakın!”

Asıl bu kısmı çok ilginç;

“BİR SENE'nin değerini anlayabilmek için sınıfta kalan bir öğrenciye sorun.

BİR AY'ın değerini anlayabilmek için, premature bir bebeği dünyaya getiren anneye sorun.

BİR HAFTA'nın değerini anlayabilmek için, haftalık derginin editörüne sorun.

BİR DAKİKA'nın değerini anlayabilmek için, treni henüz kaçırmış bir kişiye sorun.

BİR SANİYE'nin değerini anlayabilmek için, bir kazayı kıl payı atlatmış bir kişiye sorun.

BİR MİLİSANİYE'nin değerini anlayabilmek için, olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan kişiye sorun.

Sahip olduğunuz her anı değerlendirin. Daha fazla değer verin, çünkü onu çok özel biriyle, zamanını harcamaya değecek kadar özel biriyle paylaştınız.

Şunu unutmayın ki zaman hiç kimseyi beklemez.

Dün artık mazi oldu. Yarın ise muamma. Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır.”

Eee, bu sözler, bu dilekler çok güzel de bana iletebileceğin dedikodu yok mu hiç diyebilirsin, haklısın. Kendimi kaptırmışım. Bu hafta mutlu bir haberim var sana. Meteksan Sistem’in Genel Müdürü Alper Köstem’in bir kızı oldu. Bir erkek çocuk babasıydı. Bir de kız babası oldu. Eşinin hamile olduğu günlerde Alper Köstem, karlı buzlu havalarda eşi üzülmesin diye uzun yola bile çıkmazdı. Neyse zor durumları atlattılar, güzel günler onları bekliyor.

Geçenlerde bir elektronik posta okudum. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim ama hikaye doğru.

Bir Türk mühendislik şirketi bir uydu alıcı cihazı yapıyor. Üzerine de Merih markasını koyuyor. Piyasada bir türlü alıcı bulmuyor. Fiyatını yurtdışından gelenlerin altına çekiyor, hiç satılmıyor. Sonunda Merih'i ters çevirerek cihazın adını Hirem koyuyor. Ardına da Co. ekleyerek Hiremco’yu pazara sunuyor. Fiyatını da yurtdışından gelenlerin yüzde 15 üstüne yükseltiyor. Ürün, piyasanın en çok satılanı oluyor.

Yorum senin.

Dostlukla kal,