|
|
|
| Andrew Grove Intel’in efsanevi CEO’su.
“Only the Paranoid Survive” kitabı ile pek çok MBA öğrencisinin
ilah lideri. 1968’de transistörleri
yarı-iletken yongalara yerleştirmek amacıyla kurulan Intel’in ilk
ürünü 64-bit depolayabilen bir bellek. Bugün 64 milyon bitlik
bellekler geliştiriyor.
Andrew Grove profesyonel yaşamında çok zor iki sınavdan olağanüstü başarıyla çıkmış olan bir yönetici. 1980’lerde Japon bellek üreticilerinin “yıkıcı teknoloji” leri ile karşılaşınca Intel’i yok olmaktan kurtaran kararını veriyor: Mikroişlemci üretiminde uzmanlaşmak. “Intel inside” öyküsü böyle bir ölüm kalım savaşıyla doğuyor. Önce “yıkıcı teknoloji” saldırısından kurtulma, ardından rakiplerine karşı “yıkıcı teknoloji” sahibi olarak öncülüğü kaybetmeme başarısı. Intel 1988-98 arası her yıl asgari yüzde 30 büyüme rekoruna sahip. 1994’de Pentium işlemcilerde yuvarlama hatası sorunu ortaya çıkar. Konu hızla yayılır. Intel bir kez daha var olma mücadelesi içinde bulur kendini. Grove son kullanıcı ile yüz yüze gelme kararını verir. Devasa bir call-center ağı oluşturulur. Gelen günlük telefon sayısı 25 bin’dir. 6 haftada 475 milyon dolar harcanır. İkna olmayanların işlemcileri değiştirilir. “Intel inside” öyküsü devam eder. Bugün Intel’in bir eli yağda, diğeri balda görünüyor Yazılım şirketlerine 64-bitlik Itanium işlemcisi için 250 milyon, ağ yongaları için 200 milyon, Intel ürünleriyle ilişkili yaratıcı fikirler için 50 milyon dolarlık destek fonları tahsis ediyor. Kablosuz iletişimin öncü şirketi DSP’yi 1.6 milyar dolara satın alıyor. 1.2 milyar dolarlık Intel Capital fonu ile 350 yazılım ve internet şirketini destekliyor. Internet’de yaptığı aylık satış 1 milyar doların üzerinde. Oysa ne Grove, ne de 1998’de yerini alan Craig Barrett durumu böyle değerlendirmiyor. “15 yıldır ilk kez şirket misyonumuzu değiştirme gereği duyuyoruz. Şimdi sadece PC teknolojisinin öncü tedarikçisi olarak devam edemeyiz” diyor Grove. C. Barrett ekliyor “: Şimdiye kadar PC ilgimizin odağıydı. Bundan sonrasında Internet. ” Ve yeni motto : “Born to be wired.” Grove içinde bulunduğumuz dijital teknolojiler sürecini “10 çarpanlı etki” süreci olarak nitelendiriyor. “10 çarpanlı etki” sürecinin anlamı şu: Teknolojik gelişme süreklidir. Teleksden faksa, daktilodan bilgisayara geçmemizi sağlar. Ama arada öyle bir nitelik kazanır ki olay yeni teknolojileri kullanma sorununu aşar. Yeni teknolojileri kullanarak ayakta kalıp kalamama sorununa dönüşür. Internet herkes için böyle bir mücadele sürecini başlatıyor. Çünkü “internet birşeyleri değiştiriyor.” |
||||||||
|