|
|
|
| Türk insanının doğasında bu tür
insanlara karşı bir nefret ve hoşgörüsüzlük vardır. Bakın İspiyoncu
kelimesi Dil Derneği’nin Kasım 1997’de bastığı Türkçe sözlükte
nasıl anlatılmış: “Birinin gizlerini, eylemlerini, düşüncelerini
gözleyip yetkililere bildirerek çıkar sağlayan kimse.” Dinimiz
bile “Laf taşıyıp araları bozan, ispiyonculuk yapan, sır yayan
kimsenin cennete girmeyeceğini” söylüyor.
İnanın, kişileri bu tür faaliyetlere teşebbüs eden ilanları veya çalışmaları gördüğümüz zaman içimizi büyük bir öfke kaplıyor. Hele hele bu tür faaliyetleri teknolojiyi en iyi kullanan kuruluşların yapması, bu öfkemizi bir kat daha artırıyor. Diğer taraftan ise onların bulunduğu acizlik nedeniyle dudaklarımıza yansıyan garip bir gülümsemeyi ise engelleyemiyoruz. Daha önceki iki yazımızda BSA’nın Türkiye’de yaptığı faaliyetlerle ilgili fikirlerimizi belirtmiş ve BSA yetkililerinden gelen cevaplara köşemizde yer vermiştik. Bir daha bu konuya değinmeme kararı almışken karşımıza yine bir kampanya çıktı: “İSPİYONLAYIN VE 5 MİLYAR TL KAZANIN” Bilgi teknolojileri adı verilen ve toplumun ilerlemesi yönünde para kazanmak haricinde önemli bir misyona sahip olan bir sektörde bulunan bizlerin, Osmanlı’nın son dönemlerinde uygulanan “Jurnalcilik” yöntemlerine başvurması fazlasıyla üzücü değil mi? Kurumların kendi çıkarları için insanları bu tür ahlaksızlıklara teşvik etmesi daha büyük bir ahlaksızlık değil mi? Sizin ürünlerinizi birileri korsan olarak kullanıyormuş! O zaman kullanmamaları için önlem alın. “Önlem alırsak o zaman bu önlemin maliyeti fiyatlarımıza yansır” diyorsunuz, teknoloji sizin elinizde o zaman maliyetlerinizi düşürecek teknolojileri üretin. Deniyor ki; “Batı Avrupa ülkelerinde ortalama yüzde 36 düzeyinde olan lisanssız yazılım kullanımının ülkemizde hâlâ yüzde 80’lerde seyretmesi, BSA Türkiye’nin mücadele politikasının belirlenmesinde etkili olmuştur”. Bir düşünelim, dünyanın sayılı şirketleri olan katılımcıların ürettiği ürünlerin 4 katı korsan olarak tüketiliyor, yani mevcut cironun 4 kat fazlası kaybediliyor. Şimdi sorarım siz “Hangi şirketin yönetim kurulu bu tür kayba neden olan yöneticileri yerinde tutar?” Siz patron olsanız önlem aldırıp ürünleri koruma altına aldırmaz mısınız? Demek ki işin arkasında başka gerçekler ve politikalar var. Lütfen bırakın bağcıyı dövmeyi ve üzümü yemek için doğru politikalar üretin. |
||||||||
|