BT’deki hızlı gelişmeler,
İngiliz diline yeni sözcükler kazandırdı: B2C, business-to-customer
demek. B2B ise business-to-business anlamına.
Bu iki sözcük, iş ve ticaretin,
Internet bağlantılı yeni boyutuyla ilgili. B2C, ticaretin müşteriye
bakan yüzü (yani e-ticaret) için. B2B ise, şirketlerin Internet üzerinden
birbiriyle iş yapmaya başlamaları ardından dile girdi. B2B hacmi, bu
konularda her zaman öncü olan ABD’de 1998’de 39 milyar dolardı.
2004’te 1,500 milyar dolara çıkacak. Yani 1.5 katrilyon dolara! B2B,
büyük iş... Tıpkı B2C gibi... B2B’nin özelliği şu: Büyük şirketler,
tedarikçi şirketlerin hepsiyle işlerini Internet üzerinden yapacak.
Tedarikçilerin hepsi, fiyatlarını Internet’te açıklayacak. Büyük
şirket malını, en ehven fiyat ve koşulu sunan tedarikçiden alacak.
Tıpkı, e-ticaret gibi...
Bu, özellikle elektronik ve otomotiv şirketleri
için cazip. Örnek: Ford’un da General Motors’un da 30 bin tedarikçisi
var. Artık hepsiyle Internet üzerinden iş yapacaklar. B2B, büyük
bir ihale pazarı gibi çalışacak. Uygun koşulu sunan, büyük şirketin
siparişini kapacak. Sunamayan, kapamayacak. B2B, rekabeti artırmaya
birebir... Daimler Chrysler, British Airways, İngiliz Telefon İdaresi
(BT), Carrefour, Sears, Shell, Unilever de B2B’yi seçenlerden. B2B,
ortaya yepyeni aracı şirketler de çıkarttı: ABD’de MetalSite,
demir-çelik piyasasını online yönetiyor.
ChemDex ve CheMatch da kimya sanayii için
online B2Bçözümü sağlıyor. GroupTrade ise aynı işi ABD’de KOBİ’ler
için yapacak. Telekom, kırtasiye, mobilya, sigorta gibi giderleri için
KOBİ’ler, GroupTrade’in B2B sanal pazarından yararlanacak. Bir şirketin
ne kadar çok tedarikçisi varsa, B2B ile edeceği kar, maliyetlerine(ve
fiyata) o kadar çok yansıyacak. B2B sayesinde otomobil üretim
maliyetinin ortalama 3 bin dolar kadar düşebileceği umuluyor. Elbette
iş hacmi bu kadar büyük bir pazarda, işletim sistemleri ve yazılımların
hiç aksaksız çalışması gerek. Tıpkı B2C’de (e-ticarette) olduğu
gibi B2B, yazılım şirketlerine, güçlerini (veya güçsüzlüklerini)
gösterme fırsatı.