Bilişim sektörü ve rekabetin kuralları

Bilişim sektörünün hareketlilik kazanması, pazarın genişlemesi, bilişimin geleceğin motor sektörü haline gelmesi, şirket evliliklerinin artması rekabetin biçimini ve şiddetini de değiştiriyor. Türkiye’de rekabet koşullarının sağlanması ve bu konuda düzenleyici bir yapının oluşturulması konusunda ise karşımıza Rekabet Kurumu çıkıyor. Kurum başkanıyla bilişim sektöre ve rekabet konusunda konuştuk

Haber Merkezi

Bilişim sektöründe yaşanan rekabet ve bu rekabete ilişkin şikayetlerle ilgili olarak Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Tamer Müftüoğlu ile görüştük. Müftüoğlu bugüne dek Kuruma bilişim sektörü ile ilgili iki şikayet geldiğini belirtti. Bunlardan biri Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı'nın IBM Türk Ltd. Şti'nin MVS 4.3 işletim sistemi pazarındaki hakim durumunu kötüye kullandığına ilişkin şikayeti. Bu şikayete ilişkin inceleme sürecinin tamamlandığı ve Kurum tarafından soruşturma açılmasına gerek olmadığına kararı verildiği öğrenildi. İkinci şikayet konusu hakkında ise Müftüoğlu şunları söyledi; “Şikayet, Beyaz İletişim A.Ş. tarafından yapıldı. Başvuruda, Novell İtalya ile Armada Bilgisayar’ın fiyat konusunda anlaştıkları ve ayrıca adı geçen teşebbüslerin, rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırmak ve aşırı yüksek fiyat uygulamak suretiyle hakim durumlarını kötüye kullandıkları iddia edildi. Ön araştırma sonucunda açılan soruşturma halen sürüyor.”

TT'nin konumu yeniden değerlendirilecek

Öte yandan bilişim sektöründe tartışılan ve sık sık Rekabet Kurumu’nun alanına girdiği belirtilen bir diğer konu da Türk Telekom’un yapısı ve verdiği hizmetler.

Türk Telekom'un hem hizmet sağlayıcı hem de (özellikle GSM) alanında rekabetçi şirket konumunda hizmet vermesi konusundaki tepkileri Rekabet Kurumu 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ile değerlendiriyor. Rekabet Kurumu Başkanı Müftüoğlu rekabet hukuku açısından değerlendirildiğinde TT’nin ayrıca bir GSM lisansına sahip olması ve TT’nin GSM işletmecilerine sunulan hizmetler yönüyle tekel olması kendi işletmecisi lehine ve/veya diğer işletmeciler aleyhine kötüye kullanabilme olasılığını ortaya çıkardığını vurguladı. Müftüoğlu sözlerine şöyle devam etti: " Ancak 406 sayılı kanun rekabeti engelleyici uygulamaların önüne geçmeye yönelik önlemler de öngörüyor. Örneğin 10'uncu maddeye göre Telekomünikasyon Kurumu standart referans tarifeleri, şebeke ara bağlantıları ve roaming ile ilgili anlaşmaların telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesinde ve altyapının işletiminde serbest rekabeti engelleyici sonuçlara yol açmayacak tedbirleri alacak ve gerektiğinde de bize başvuracak. Rekabet Kurumu da sadece diğer işleticiler bakımından değil, kanunun tanıdığı yetkilerin TT tarafından kullanımı sırasında rekabeti engelleyici, bozucu, nitelikte uygulamaların gerçekleşmesi halinde de, bu uygulamaların denetimi ve bu uygulamalara ilişkin olarak yaptırım uygulanması söz konusu olabilecek. Bununla birlikte telekomünikasyon hizmetlerinin her alanında yatırımı ve altyapısı bulunan TT özelleştirildikten sonra, bu kurumun kontrolünü elinde bulunduran teşebbüsün aynı zamanda bir lisansa sahip olması konusunun özelleştirme safhasında yeniden ele alınması gerektiği düşünülüyor."

Yasaklanan güçlü olmak değil, gücün kötüye kullanılması

Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Tamer Müftüoğlu’nun Microsoft'un tekelci bir yapılanma yarattığına ilişkin iddialar sonucunda ABD'de Microsoft aleyhine açılan davalar konusunda da görüşlerini aldık. Müftüoğlu konuyu ilişkin şunları söyledi; "Microsoft tekel olmakla değil, bu gücünü kötüye kullanmakla suçlanıyor. Gerçekten de iddialar arasında yer alan diğer satıcı teşebbüslerin işletim sistemine başka tarayıcı yüklenmemesi konusunda anlaşmaya zorlanması ve bu uygulamanın diğer tarayıcı üreticilerinin faaliyetlerini güçleştirmesi, Windows 98’in fiyatının Microsoft’un hesapladığı fiyattan daha ucuz olabileceği konuları kötüye kullanma halleri arasında değerlendirilebilecek nitelikte uygulamalar. Ancak mahkeme kararı çok çeşitli açılardan da eleştiriliyor. Örneğin Microsoft’un kişisel bilgisayar işletim sistemlerinde hakim durumda olduğu kabul edilse dahi, Internet’e el cihazlarından TV seti üstü kutularına kadar pek çok aracı üzerinden erişilebilmesinin dikkate alınmadığı ifade ediliyor.

Konuyu 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun açısından değerlendirirsek, Kanunda bir teşebbüsün etkin maliyet kontrolleri, farklı pazarlama teknikleri gibi kendi iç dinamikleri ile büyüyerek hakim durum elde etmesi yasaklanmıyor. Yani hakim durumda bulunmak başlı başına bir ihlal oluşturmuyor. Hukuka aykırı bulunan ve yasaklanan konu bu gücün kötüye kullanılması. Ancak kanunun ilgili 6'ıncı maddesinde kötüye kullanma kavramı tanımlanmamış, bunun yerine örnek olarak bazı fiillere yer verilmiş. Bu nedenle öncelikle rekabetin bozulduğu pazarın sınırlarının ve özelliklerinin çok iyi tanımlanması, bu pazardaki gücün pazar payı, teknolojik üstünlük, dikey bütünlük, kullanılmayan kapasite, üründe çeşitlilik, uygulanan indirim sistemleri, ürüne bağlılık, patent, marka, lisans hakları gibi kanunlarla korunan hakların mevcudiyeti, pazara giriş engelleri, potansiyel rekabet gibi pek çok unsurun dikkate alınarak belirlenmesi, daha sonra kötüye kullanma fiilinin tespit edilmesi ve delillendirilmesi, daha sonra da ilgili piyasanın rekabetçi koşullara kavuşturulması için alınabilecek önlemlerin tespit edilmesi gerekiyor. “

bthaber@interpro.com.tr