|
|
|
| Giriş
ABD’de yılda 2,9 trilyon evrak üretiliyor (buna fatura ve iş belgeleri dahil) ve bunun yüzde 95’i sanal ortamda. Bu ülkede dijitalleşme oranı (Her 100 kişiye düşen Internet) yüzde 47. Türkiye’de ise bu oran yüzde 3 civarında. Fakat son yıllarda inanılmaz bir tırmanış var. O halde bu akım bizi de etkileycek. Erkek egemen dünyada ikinci planda kalan kadına bir fırsat eşitliği yaratacak mı? Aile ilişkisi nasıl şekillenecek? Çocuk, kadının kariyerinde bir kesinti olmaktan çıkıyor mu? Teşebbüs hakkı şimdi her cinse aynı uzaklığa mı geliyor? Aslında bunların cevabı için erken. Erken ama... bazı trendleri koklayabiliriz. Örneğin maaş ve gelir yapısı... Madem ki evinizdesiniz... Üretmek için başka bir mekan (işyeri) kullanmıyorsunuz. Yaratılan katma değer, kimin hakkı? İki farklı bakış var. Birincisi, işe gitmek için kamu araçlarını veya trafiği temsil eden sistemi (otonuz dahil) kullanmıyorsunuz, mesai saatlerinde artış söz konusu. Gideceğiniz bir işyeri yoksa bu, girişimci için tasarruf demektir. Sizin için bina yapmayacak, yakıt harcamayacak, elektrik, su parası ödemeyecek. Peki bu maliyet farkını nasıl paylaşacağız? Evde çalışan emeğe mi, bu işi eve taşıran işverene mi? Eskiden işler ne de kolaydı. Emek, sermaye, hammadde gibi üretim faktörlerini... Doğru bileşenlerle denklem koyuyorduk. Ve paylaşılmış pazarda, üretim, tüketim zinciri içinde refah yaratıyorduk. Şimdi bunlar tarih oluyor. Ortaya yeni bir (beyin yoğun) emek çıkıyor. Bu yeni emek, farklı davranış kalıpları geliştiriyor. Bu da davranış biçimimizi kökten değiştiriyor. Bu noktada gerek işveren gerek çalışan olarak temel bir dönüşüm var: Düşünce farklılaşması... Düşündüğün gibi yaşarsın derler... Ana tetikleyici, kazan-kazan prensibi. Sanal dünyada birileri kaybederken sürekli kazanamazsınız. Ancak ve ancak birlikte kazanarak var olabilirsiniz. Sebebi, iktisadın temelindeki dürtüye dayanıyor: Üretim araçları sahipliği... Ve eğer Internet ile temsil edilen dünyanın temeli bilgiye dayanıyorsa, yeni kavramları da denkleme katma vakti geldi artık. Bilgi, tıpkı elektrik gibi dokunduğu her şeyi, bir daha asla geri dönülmez tarzda değiştiriyor. Sanal dünyanın ayak sesleri, kültürü, eğitimi, yaşamı, paylaşım, sevgi, savaşım gibi kavramları da dönüştürüyor. Bilginin miladı bilinmez. İnsanoğlu var olduğundan bu yana bilgiyle boğuşuyor. Ama bilgi, hiç bu kadar insanoğlunun hayatında söz sahibi olmamıştı. Devam edeceğiz. |
||||||||
|