|
|
|
|
Teknolojiler doğarlar, gelişirler ve ölürler.
Ünlü strateji danışmanı Peter
Drucker böyle diyor. Teknolojilerin ölümü kendi kendine olmuyor. Doğan
yeni bir teknoloji tarafından ölüme mahkum edilerek oluyor. Bu arada,
yeni teknolojilere ayak uyduramayan şirketler de sahneden çekilmeye
mahkum oluyor. Drucker “Önemli gelişmeler fırsatları değerlendirerek
sağlanır, problemleri çözerek değil” diyor.
Günümüzde durum daha ilginç. Eskiden gelişmeler somut olarak görülebilirdi. Bir sanayi fuarına gidip inceleyebilirdiniz. Ama günümüzün “Dijital Organizasyon Teknolojileri” ni fuarlarda görmek mümkün değil. Sadece dijital organizasyon aracı olarak kullanılan bilgisayarları, yazılımları görebilirsiniz. Ama bunlar, nümerik kontrollü bir tezgah gibi satın alınıp, her şirkette aynı sonucu sağlamak üzere kullanılamıyor. ABD’de bile ERP projelerinin yüzde 45’e varan bir oranda başarısızlıkla sonuçlandığı belirtiliyor. Yani, sonuç garantili değil. Evet, artık “yumuşak” teknolojilerin önem kazandığı bir dünyadayız. Her şirket kendi “Bilgi teknolojilerinden yararlanma stratejisi”ni oluşturmak ve başarıya ulaştırmak durumunda. Peki, “dijital organizasyon teknolojileri” ne kadar önemli? Bu yumuşak teknolojilere yapılan milyonlarca dolarlık yatırımlar bir işe yarıyor mu? Aşağıda Goldman Sachs tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları yer alıyor. Araştırma, Geleneksel İş Görme Biçimi olarak adlandırılan kağıt + telefon + faks’la işlerini yürütmeye devam eden şirketlere oranla şirketten şirkete (B2B) iş akışlarını dijital ortama taşıyan şirketlerin iş görme maliyetlerinde sağladıkları avantajı ortaya koyuyor. Önemli nokta, bu sadece B2B’ın sonuçları.
web’den satışın, müşteri ilişkileri yönetiminin, intranet
uygulamalarının etkileri kapsam dışı.
Kaynak,
Business Week, 17 Ocak 2000 Sanırım, en azından bazı sektörlerde durum çok ciddi. Günümüzde en önemli verimlilik artışlarını dijital organizasyon teknolojilerini doğru kullanan şirketler sağlıyor olmasın? |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|