Meltem Yaman
mfyaman@mail.turk.net
Pozitif Danışmanlık

Bilmek ve yapabilmek...

...birbirinden çok farklıdır. Tıpkı planlarla, uygulamaların farklı oluşu gibi... Yönetimde planlamacı kurmayların fildişi kulelerinde hazırladıkları planların sahadaki uygulamacılar tarafından uygulanamaması, ya da planların gerçekçi olmadığının anlaşılması, merkezi yönetimlerin merkezkaça dönüşmesiyle sonuçlanmıştı. Yani sahadakiler kendi hedeflerini kendileri belirleyip, yöneticileriyle anlaştılar, bunların konsolidasyonu ile merkezi planlar oluştu. Hedeflerden sapmanın analizi de yine hedefi yöneticileriyle birlikte planlayan saha çalışanları tarafından yapılmaya başlandı. Bu yöntem ünlü gurulardan Peter Drucker’ın “Hedeflerle Yönetim” ya da “Amaçlarla Yönetim” (Management by Objectives) yöntemi olarak anılıyor.

Planlamalar, hedefler ne yapacağını bilmektir, uygulama ise yapabilmek. Planlamalarda belirlenen hedeflere ulaşmak başarı sayılır, ulaşamamak başarısızlık... Buna göre her zaman mümkün olmasa da, hedeflere ulaşılmaya çalışılır; çok çalışılır. Bilmek aşamasından uygulamaya geçmeye çalışılır.

Kişisel gelişimle biraz ilgileniyorsak bizim de kişisel davranış hedeflerimiz vardır. Sözümü tutayım, öfkelenmeyeyim, konsantre olayım, sigarayı bırakayım, şu konumda çalışayım gibi... Bu hedefleri biliriz. Yapmamız gerektiğini, yapmak istediğimizi. Ama ancak bazılarını gerçekleştirebiliriz. Düşünürüz, niye diğerleri olmadı, gerekeni bildiğim halde neden yapamıyorum, neden hedefime ulaşamıyorum diye...

Bazen de öyle zamanlar olur ki yıllarca çalıştıktan sonra, artık hırsımızdan geçip de pes ettiğimiz anda istediklerimize ulaştığımızı hayretle görürüz. Farkına bile varmadan, özel bir çaba göstermeden, denk geldiğini hayretle farkederek, sonuçların bir bir elimize geldiğini, şaşkınlık içinde “Ben bunu haketmek için ne yaptım? Teşekkür ederim” diyerek görürüz.

Gerçek şu ki biz çalışarak sadece fırsatları değerlendirme hakkını elde ederiz. Altyapıyı hazırlarız. Çünkü talih hazırlıklı olana gelir. Daha doğrusu fırsatları yakalayabilenler hazırlıklı olanlardır. Herkes bilebilir, ancak sadece hakedenler yapabilir. Haketmek için çalışmak gerekir. Tıpkı antrenman yapmak gibi... Bir sporcu , bir müzisyen belki her gün, saatlerce çalışır. Geçiminin sağlanması dışında ödül beklemeksizin, özveriyle... Sadece yarış ya da konser günü kazanırsa ödül alır.

Işdünyasında da işin o günkü maddi faydalarına ek olarak bu ileriye dönük hedefler de düşünülebilir. Yapılan işler, daha sonra yapılacak işlerin antrenmanıdır. Bazı işler inisiyatif gerektirir, bazıları sadece söyleneni uygulama. Bazıları çalışanı birçok alanda birden geliştirir, bazıları spesifik bir konuda derinlemesine uzmanlaştırır. Bazıları uzman olur, bazıları yönetim kademelerine tırmanır. Bazen iyi uzmanlar feda edilip kötü yöneticilere dönüştürülür, bazen potansiyel iyi yöneticiler kötü uzmanlar olarak istihdam edilir. Kimileri normal ücretlerle iyi yetiştirir, kimileri yüksek ücretlerle hemen performans bekler. Bunun tam tersi de mümkündür. Yüksek ücretle yetiştirilmek ya da normal ücretle yüksek performans göstermek... Bunların hepsi vardır, biri iyi diğeri kötü değildir ve hepsi yerine göre gereklidir. Bunlar hep antrenmandır, çabadır. Bilgi toplamadır, birikimdir. Bu, fırsatlar çıktığında hazırlıklı olmaktır.

Umarım hepimiz fırsatlar geldiğinde hazır olanlardan oluruz. Bildiklerini yapabilenlerden, planladıklarını uygulayabilenlerden oluruz.