|
|
|
|
“2005 yılında ülkede her dört kişiden birinin bir telsiz (terminal) uçbirimi olacak ve bu, onun tek bilgileşim (infocommunication) cihazı olacak.” İddialı bir varsayım. Ama GSM bu hızla giderse, olur. 2005’teki nüfusumuzu 70 milyon olarak alsak, 17-18 milyon kişiden söz ediyoruz. Bunlar hücresel erişimi tek erişim yöntemi olarak kullanacak olanlar. 5 milyon da telli erişim bağımlısı ama arada sırada telsiz kullanan saysak 22-23 milyon kişi havadan konuşup, faks, belge dosya alıp, yollayacak. Internet’e erişimi, e-posta hizmeti de telsiz verilecek. Buna frekans dayanmaz. Eldeki frekans olanaklarını verimli kullanmak gerek. GSM bunu ne kadar iyi yapıyor? GSM’de bir hücrede kullanılan frekans yan hücrelerde kullanılmıyor. Bu nedenle de ayrılmış frekansların ancak 1/3’ü bir hücreye tahsis edilebiliyor. GSM’in temel teknolojisi planlanırken km2ye 1,000 erlang kapasite düşünüldü. Bu, 1 km2’lik alanda aynı anda 1,000 kişinin konuşmasına eşdeğer. Ama 1/3 oranı nedeniyle bu sayı 300 kişiye düşüyor. Bugün bu sayının çok üstüne çıkıldı. Yeni frekanslar mı devrede? Hayır. Eldekileri daha verimli kullanmanın yolları zorlandı. Eskiden bir baz istasyonunun hizmet götürdüğü alana 10 istasyon kuruldu. Hücre sayısı artırılıp, hücreler küçültüldü. Aynı frekansı, başka başka kullanıcılar için, üç kere kullanmak mümkün oldu. 3600ye yayın yapan anten yerine birçok yönlü antenden oluşan grup kullanıldı, bir baz istasyonunun hizmet götürdüğü alan, papatya çiçeğinin yaprakları gibi yan yana ayrı ayrı dilimlere bölündü. Aynı frekans ayrı ayrı dilimlerde başka başka kullanıcılar için tekrar tekrar kullanıldı. Verim kat kat artırıldı. Bunlar da yetmezse o zaman çare yeni frekans bandında: 900 MHz yerine 1,800 MHz. yâni DCS 1800. Buna adım atmak üzereyiz. 1,800’de yapı baştan minik kapsama alanları olan baz istasyonları üzerine kurulmuş. Şimdilik sorun yok gibi. Ama 2010’da? O zaman yeni erişim teknikleri öngörülüyor. Onu da haftaya inceleyelim. |
||||||||
|