|
| Merhaba,
Sana uzun uzun yazdığım mektuplarım bugünlerde biraz kısalmış olabilir. Bu hafta ilginç bir haftaydı. Hareketli geçti ama melzeme yoktu. Malzemeden kastım, dedikodu. Ya artık gerçekten herkes yaptığını çok iyi gizliyor, ya da benim koku alma yeteneğim zayıfladı. Yine de birkaç duyumumu, gözlemimi aktarmadan edeeyeceğim. Ama sana ilk önce, POS A.Ş.’nin geçen günlerde yapmış olduğu İş Ortakları Toplantısı’nı anlatayım istersen. Şirketin Genel Müdürü’nün konuşmasının ardından, (her sene tekrar edilen bu toplantı da hep bir konuk konuşmacı olurmuş) bir konuk konuşmacı anons edildi. Aman Allah’ım o ne! Önce toplantı salonu birden karardı ve sonra spot ışığı eşliğinde Ali Poyrazoğlu içeri girdi. Önce espriler yapan Poyrazoğlu, konuşmasına bilgisayarın faydalarını anlatarak devam etti. Sonra da “İyi ki sektör var ki, ben de para alıp böyle toplantılara çıkıyorum” dedi. İşin en enteresan tarafı konuşması sırasında telefonu çalan (!) Poyrazoğlu, “Ben bugün buraya on bin dolara geldim. Siz Toshiba, daha fazla verirseniz burayı hemen bırakıp oraya gelirim” dedi. Tabii espriydi bu söyledikleri ama, gerçekten acaba ne kadar verilmişti Ali Poyrazoğlu’na diye kafalarda bir soru işareti uyanmadı değil hani. Geçen akşam, şöyle bir oturup televizyon izleyeyim dedim kendi kendime. Ama reklamlar pek fırsat vermedi doğrusu. En ilgimi çekenler de Internet, bilgisayar ve cep telefonu şirketlerinin yoğun reklamlarıydı. Önce kestaneci ve kokoreççi konuşuyor, tam bitti derken bir adam koyunlarla görünüp, koşturmaya başlıyor… Bir de Compaq Türkiye’nin imaja yönelik bir reklamı var. İzleyince ilk aklıma “imaj hiçbir şeydir, susuzluk herşey “ sloganı geldi. Ardarda gelen sektör reklamları hayli ilginçti. Sana tavsiye, bir akşam otur ve izle. Bu yoğunlaşan reklamların sebebi nedir acaba? Bu aralar işlemcilerde çok sıkıntı yaşanıyormuş. Nedeni de her yıl söylenen gerekçe: Piyasaya sunulandan fazla ürüne talep olması. Biliyorsun, Intel dünyada işlemci endüstrisinin neredeyse yüzde 80’ine sahiptir. Bu gerekçeyi Intel öne sürünce önce bir gülümsüyor insan. Bu endüstriyi elinde tutan yılların Intel’i, talep patlamasını önceden öngöremiyor mu? Windows 2000 gibi bir işletim sisteminin piyasa etkilerini hesaplayamıyor mu gibi bir soru geliyor akla. Ama duyduğuma göre Intel planlarını IDC gibi araştırma şirketleriyle yapıyormuş. Araştırmacılar 2000’de PC büyümesini yüzde 14 olarak görmüşler. Intel her ihtimale karşı bunu yüzde 17-18 olarak gerçekleştirmiş ama bu da tutmamış. Çünkü talep bunun da üstündeymiş. Pazardaki talep beklenenin yüzde 8 daha üstünde olmuş. Aslında, PC’ye talep artması ne güzel değil mi? Bu arada işlemci piyasasının yüzde 15’i grey market dedikleri legal olmayan piyasanın elindeymiş. Bu türden talep patlamalarında bu pazar da ihya oluyor bu arada. Aralık ayında Karma’dan ayrılan Mehmet Şahin’in FDC adlı bir şirket kurduğunu biliyorsun. Kuruldu ama birşey yapamadı bu şirket. Sümer Holding sermayesindeki şirket, Hayyam Garipoğlu’nun Sümerbank’ına el konulunca zonr duruma düştü. Gelen bilgiler, FDC operasyonunun bittiği, Mehmet Şahin’in de iş arayışında olduğu doğrultusunda. Haftaya yeni dedikodularda görüşmek ümidiyle. Hoşçakal, |
|