Hakkı Sevand - hsevand@tepum.com.tr

Kalleş teknolojiler

Bu köşedeki konumuz, yeni teknolojiler. Özellikle de bilgi teknolojileri. Bu köşede sözünü edeceğimiz teknolojiler heyecan verici türden olacak. Hani şu Prof. Clayton Christensen’in ünlü The Innovator’s Dilemma (Türetici’nin İkilemi) adlı kitabında sözünü ettiği türden “yıkıcı”, şirketleri zor durumda bırakan kalleş teknolojiler.

Aslında kalleş sözcüğünü yeni gösterime giren bir film çağrıştırdı: Kahpe Bizans. Sözcüğü sevmediğim için biraz değiştirdim.

Kahpe Bizans filminde yönetmen Gani Müjde Yeşilçam’ın “tarihi” filmlerine ilişkin bir sürü şeyle dalga geçiyor. Bence dalga geçemediği tek şey o filmlerin sinema teknolojisi. Oysa günümüzde belirli bir teknolojik düzey, bir film için olmazsa olmaz sayılan, başlangıç noktasını oluşturuyor.

Geçmişte yaptıklarımızla dalga geçilmesine bir itirazım yok. İtirazım, teknolojinin günümüzdeki önemli rolünü yadsımaya çalışan romantik yaklaşımlara.

Sanatçıların teknolojiyi görmezlikten gelme çabalarını anlayabiliyorum. Yaratıcılığın her şeyin üstesinden gelebileceğine inanmanın onlar için ayrı bir anlamı olmalı.

Gelgelelim, teknolojiyi es geçme romantizmi sadece sanatçılarımıza özgü bir tutum değil. Vargüçleriyle kurumsallaşmaya çalışan aile şirketlerimizin pek çoğunda da bilgi teknolojilerinden yararlanma açısından benzeri bir durum söz konusu değil mi ?

Oysa dünyamız “yıkıcı”teknolojilerle dolu.

Aslında bu evrensel bir sorun. Örneğin, Sears, yakın bir döneme kadar, perakendeciliğin dünyada en iyi yönetilen kuruluşu olarak kabul ediliyordu. Amerika’daki tüm perakende satışların yüzde 2’sine sahipti. Fortune gibi dergilerde Sears “her çalışanın en doğru olanı yaptığı”, olağanüstü bir “güç merkezi” olarak anlatılıyordu. Ulaştığı güç Sears’ı pazardaki oluşumları belirleyebileceği inancına sürükledi. Oysa rakipleri pazardaki boşlukları yakalayabilmek için, canlarını dişlerine takmış karar destek sistemlerini geliştirmeye çalışıyorlardı. Günümüzde Sears “değişiklikleri iyi analiz edememiş olmakla“, “pazardaki ürün çeşitlerini yenileyememiş olmakla” eleştiriliyor.

Sanırım “teknolojinin esiri” olmakla “teknolojiye sırt dönmek” arasında keşfedilecek başka yollar olduğunu görmemizin zamanı geldi de geçiyor bile.

Unutmayalım, bazı teknolojiler gerçekten acımasız ve kalleş olabiliyor.


Özgeçmiş: 1949, İstanbul doğumlu. ODTÜ Ekonomi Bölümü mezunu. Milli Prodüktivite Merkezi ve Türkiye Sinai Kalkınma Bankası' nda uzman olarak çalıştı. 1982’den bu yana Tepum’un Genel Müdürü.