Akın Evren akine@interpro.com.tr

Yongaların dansı

1999 yılında dünya genelinde yarıiletkenlerin toplam satışının 149 milyar dolara ulaştığı bir Reuter haberi olarak geçildi. Yarıiletkenler Endüstrisi Birliği (Semiconductor Industry Association) Başkanı bu sonucu beklenenin çok üzerinde diye değerlendiriyor.

Bu endüstrinin 2000 yılında da yüzde 20’lik bir büyüme ile 200 milyar doları aşması bekleniyor. Yarıiletkenler diye tanımlanan endüstrinin ürünleri; Flaş Bellek (Flash Memory), DRAM yongaları (Dinamik Rastgele Erişimli Bellek Yongaları), DSP Yongaları (Digital Signal Processors), Özel Amaçlı İletişim Devreleri ve Mikroişlemciler.

1999 yılında en hızlı büyüyen ürün, yüzde 83 büyüyen flaş yongalar. Güç kullanmaksızın bilgi saklamaya olanak veren bu yongalar çoklukla mobil telefon cihazları ve diğer elde tutulabilen araçlarda kullanılmakta. Ağ sunucuları ve kişisel bilgisayarlarda kullanılan DRAM yongaları da yüzde 48’lik bir büyüme göstermiş.

Yarıiletken teknolojisinin “daha küçük, daha hızlı, daha ucuz” sloganlarını temel alan olimpik yarış bilişim dünyasının kanını ve canını oluşturmakta. AT&T ile BT’nin oluşturduğu yeni iletişim şirketi Concert’den Vodafone-Mannesman birleşmesinin ortaya çıkarttığı dev oluşuma kadar tüm yeni dinamiklerin temelinde çılgınca devinen yongaların gücü var.

Bu yıl Avrupa’da satılan 1.4 milyon adet taşınabilir bilgisayar, her geçen gün özelliklerini artıran ve bir iletişim cihazına dönüşen avuçiçi bilgisayarları her tür yongayı yüzlerle binlerle tüketmekte. Bu büyük devinimden ülkemizin payına ne düşeceğini kestirebilmek kolay değil. 2000 yılında da en büyük alım potansiyelini gösteren kamu kuruluşlarının harcamaları enflaşyonu düşürme planlarının kıskacında. Verimsiz sübvansiyonların ve harcamaların daha da çok kısıtlanıp ölçülebilir verim artışları yaratan teknoloji yatırımlarına hız verilmesi, ülkenin önünü açacak.Yongalar ne kadar çılgınca dans ederse etsin, bizdeki gelişme Türk aksağı ritminde sürüp gidiyor. Kış buzlarının çözülmeye başladığı şu günlerde bir canlılık ve atılganlık belirtisi görmek istiyoruz. Ne var ki Türkiye’nin dışındaki dünyadan çok farklı gündemi buna olanak vermiyor.