26 yıl sonunda vatandaşlık numarası

Test çalışmaları başarıyla tamamlanırsa Mernis 923 ilçeye yaygınlaştırılacak. 2000 yılı sonunda her T.C. vatandaşına bir vatandaşlık numarası vermeyi hedefleyen projenin kimlik kartı uygulamasının nasıl olacağı ise belirsiz.

Haber Merkezi

1976 Nisan’ında fikir olarak ortaya atılan ve ancak 1997 yılında kaynak ayrılan Mernis Projesi, 2000 yılı sonunda her Türk vatandaşına bir vatandaşlık numarası vermiş olmayı planlıyor. Projenin Mart ayında 8 pilot ilçede yapılacak test çalışmaları başarıyla sonuçlanırsa ilk aşama tam 26 yıl sonunda Nisan ayında tamamlanmış olacak. Projede vatandaşlara verileceği söylenen akıllı kimlik kartı konusu ise henüz netlik kazanmış değil. Bu yıl kamu yatırım programında 3 trilyonluk bir yatırım kalemi olan projenin birinci aşaması için 6 milyon dolar ve 1 trilyon 330 milyar TL harcandı. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Bilgi İşlem Daire Başkanı Orhan Akkaya projenin 2000 yılı sonu hedefini düzenli, güçlü bir nüfus bilgi bankası oluşturmak ve her T.C. vatandaşına bir vatandaşlık numarası vermek olarak açıkladı. Projenin yeni başlayan ikinci aşamasının 2001 yılının ilk yarısında tamamlanması planlanıyor.

Akkaya: “Mernis sabırları tüketti”

Mernis projesinde kullanılacak kart uygulaması da henüz netlik kazanmamış durumda. Akkaya, yeni kartın şekli ve güvenlik kriterleri üzerinde çalışıldığını belirterek bu kartlarda ne tür nüfus bilgilerinin olacağının belirlenmediğini ve bu uygulamanın 3-5 yıla yayılacağını söyledi. Akkaya, projeyle verilecek vatandaşlık numarasının sağlık, askerlik, maliye, okul, bankacılık ve noter işleri gibi birçok alanda kullanılacağını da vurgulayarak şunları söyledi: “Daha önce Maliye Bakanlığı’nın vermiş olduğu vergi numarası bundan sonra T.C. vatandaşlık numarası olarak devam edebilir. Mernis’in gecikmesi kurumların sabrını tüketti; Maliye Bakanlığı’nın vergi numarası uygulaması ise bunun tipik bir örneği.”

“Kimlik 2002 yılından önce verilmemeli”

Projeye danışmanlık yapan Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Ali Saatçi, vatandaşlara verilecek kimliğin projenin üçüncü aşamasını oluşturduğunu ve 2002 yılından önce verilmemesi gerektiğini vurguladı. Akıllı kart gibi bir seçeneğin yaklaşık 80 milyon dolarlık bir yatırım gerektirdiğini de belirten Saatçi, daha sade bir uygulamanın seçilebileceğini de söyledi. Saatçi, Mernis Projesi’nde kullanılacak karta yönelik farklı bir yorum da getirdi: "Sakıncalı bir durum var. Akıllı kart verdiğinizde kişilerin kimi bilgilerinin korunması mümkün olmayabilir. Bu da o kişinin kendisiyle ilgili gizli kalması gereken verilerin üçüncü kişilere ulaşması anlamına geliyor. O nedenle verilerin çok dikkatli ve ciddi korunması gerekiyor. Ne tür verilerin merkezi olarak tutulabileceği, bunlara kimlerin erişebileceğinin belirlenmesi gerekiyor. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü İçişleri Bakanlığı’na o da bir siyasi partiye bağlı demektir. Bu konuda yargı denetiminin çok ciddi olarak gündeme getirilmesi gerekiyor."

“Mernis çalışanları dünyanın nereye gittiğini bilmiyor”

Özel sektör, Mernis projesi hakkında yorum yapmaktan bunalmış durumda. Belki projenin halen net bir çözüme ulaştırılmamış olması yetkililerin proje hakkında olumlu yorum yapmamalarına sebep oluyor. İsminin yayınlanmasını istemeyen bir özel sektör yetkilisi Mernis için şu yorumda bulundu: “Dünyada akıllı kart uygulamalarına geçilmesi öncesinde akıllı kart pilot noktaları seçiliyor. Akıllı kart uygulaması 10-15 bin gibi rakamlar üzerinde yapılıyor, bundan alınan sonuçlar doğrultusunda devam ediliyor. MERNİS Projesi başlayalı 25 yıl olduğu halde hala 8 pilot ilçede test çalışması yapılıyor. 10-20 yıl sonra dünya akıllı kartları bırakıp çok daha gelişmiş sistemleri kullanırken biz hala akıllı kart peşinde oluruz. Masa başında oturarak, üniversitelere sorarak bu iş olmaz. Kanada’da yapılan akıllı kart test çalışmaları bir iki yıl sürüyor. Sonra karar veriliyor. MERNİS projesi çalışanları dünya nereye gidiyor bilmiyorlar, araştırmıyorlar.”

Tüm bilgilerin aynı kartta toplanması doğru mu?

Isminin açıklanmasını istemeyen bir başka yetkili ise kimlik numaralarının bir an önce verilmesi için öncelikle iletişim altyapısının hazırlanması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Şu anda proje, iletişim altyapısı olmayan bir proje gibi görünüyor. Öngörülen iletişim altyapısının yetersiz olduğu çok açık. Bu aksaklık gerçek zamanlı bir sorgulama yapma imkanını ortadan kaldırdığı için bir sıkıntı yaratır. Projenin şu anki en büyük sıkıntısı bu. Bu yılın sonunda nüfus cüzdanlarının yenilenmesi gündeme gelebilir. Bunun çalışmalarının da yaz aylarında başlaması gerekiyor.”

Aynı yetkili, tek bir karta birçok veriyi toplamanın da doğru olmayabileceğini söyledi ve şöyle devam etti: “Üzerinde yalnızca demografik bilgilerin bulunacağı bir kartın akıllı kart olması gerekmiyor. Kartın manyetik, akıllı veya plastik kart olması bir farklılık yaratmıyor. Önemli olan üzerinde hangi bilgileri taşıyacağı. Bu numaranın, kişilerin farklı yerlerdeki bilgilerinin bir araya getirilmesi için kullanılması öngörülüyor ama bu da o kadar doğru değil. Avrupa’da ulusal kimlik numarası uygulaması bulunan bir tane ülke yok. Genellikle üçüncü dünya ülkelerinde kullanılıyor. Kartın üzerine konmak istenen bilgiler her kurumda farklı olduğu için bu bilgilerin bir kartta toplanması mümkün değil. 27 yılda yapılmayan iki yılda yapılmış olacak ki bu çok önemli.”

“Yasal değişiklik gerekli”

TBD İkinci Başkanı İlker Tabak ise projenin yasal boyutuna dikat çekti. Projenin yalnızca teknolojik olarak bitirilmesinin yeterli olmadığını, yasal değişikliklerle de desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Tabak şunları söyledi: “Örneğin kurumların birbirine bilgi aktarımı yasalarla kısıtlanmış durumda. Bu konuyla ilgili standartların uygulanmasını zorunlu hale getirmek gerekiyor. Bilgiler ülke çıkarlarını da gözönünde bulunduracak biçimde paylaşılmalı.”

bthaber@interpro.com.tr